Kaç Tane AFAD Personeli Var? (Ve Biraz da Ben)
Bunu yazarken kaç AFAD personeli olduğunu gerçekten merak etmiyorum, ama bir yandan da “Acaba bu kadar insan bu konuda gerçekten bir şeyler yapıyor mu?” diye sorguluyorum. İzmir’de, 25 yaşında, hayatı neşeli ama derinlemesine düşünen bir genç olarak, bu konu bana hem absürt hem de düşündürücü geliyor. İnsanlar, AFAD personelinin sayısını merak edebilir, ama bir yere kadar da bu merak gerçek anlamda ne kadar önemli olabilir?
“Ya bu kadar insan neyle meşgul oluyor?” diye sorarken, aslında hayatımda bu tarz soruların da ne kadar alakasız olduğunu fark ediyorum. Ama işte, insan bazen aklından çıkarmayacak sorulara takılabiliyor. O yüzden, hadi gelin, biraz bu merakımı mizahi bir dille paylaşayım. Hem de İzmir sokaklarının, kafe köşe başlarının, kısacası her gün karşılaştığım insanların gözünden…
AFAD Personeli, Gerçekten Ne Yapar?
AFAD personelinin tam olarak ne iş yaptığını öğrenmek istesem de, bulduğum cevaplar biraz karışık oluyor. Yani, bir yerde “AFAD personeli deprem, yangın, sel gibi doğal afetlerde görev alır,” yazıyor ama bir diğer yerde “İhtiyaç sahiplerine yardım edebilir, kriz anlarında müdahale eder,” gibi daha genel açıklamalar görüyorum. Hangi birine inanacağım? Düşünsene, bir kafe ortamında kahvemi yudumlarken bir arkadaşım soruyor: “Ya, AFAD personeli hakkında bir şeyler öğrendin mi?” İşte o an düşündüm; kimse aslında ne yaptığından o kadar emin değil gibi görünüyor. Ama tabii, kimseye de sormak pek mümkün değil, çünkü kimse ciddiye almaz.
“E abi, AFAD’ı bildiğini zannettiğin kadar bildiğini düşündün ama bir de bakarsın, o kadar büyük bir ekipsin ki, sayısını kimse gerçekten bilemez,” dedi bir arkadaşım geçenlerde. Ben de ona bakıp: “Vallahi ben de hiç düşünmemiştim!” dedim.
Sayıdan Sonra Asıl Sorulması Gereken: “Ne Zaman Göreve Başlıyorsunuz?”
Her ne kadar AFAD personelinin sayısı ilginç bir konu olsa da, asıl soru şudur: Bu insanlar ne zaman başlayacaklar? Bunu sormamın da bir sebebi var. Çünkü gerçekten, bir şeyle ilgilenmediğimde, sürekli “Nerede bu insanlar?” diye sorarım. İzmir’de kışın yaklaşıyor ve bir sel felaketi ihtimali gündeme geliyor. AFAD’ın ne kadar müdahale edebileceği ile ilgili sayısal veriler değil, o an ne kadar hızlı koşabildikleri ve ne kadar hızlı organize olabildikleri önemli. Gerçekten, şu an ne kadar kişi görevde olsa da, sorun esasında o kadar basit değil. Bir de böyle “Çok fazla AFAD personeli var” deyip de ne kadar organize oldukları hakkında ne kadar gerçekçi düşünüyorsunuz?
Bir gün, tatildeyken bir AFAD aracının hızlıca geçtiğini gördüm ve “Vay be, bence gerçekten bu kadar insan olmalı, çünkü tam da doğru zamanında işe koyuluyorlar” diye düşündüm. Ama sonra biraz daha düşündüm… Peki ya onların sayısı gerçekten kaç?
“Bence sayıyı bulsak, o zaman gerçekten hızlı bir müdahale yapıldığını görebiliriz,” dedim ve “Bir de bu kadar insanı aynı anda deprem felaketi, yangınlar, afetler gibi durumlar için organize etmek de zor iş,” diye içimden geçirdim.
Bir Gün Kendimi AFAD Personeli Gibi Hissediyorum
İzmir’de sokaklarda yürürken, kendi kendime şöyle diyorum: “Hadi, biraz çevreme bakayım, kimler ne yapıyor?” Çevremdeki herkes bir yandan “Evet, bugün harika bir gün,” derken, ben bir kenara çekilip “Ya, acaba bu kadar insanı bir kriz anında organize edebilmek ne kadar zor olurdu?” diye düşünmeye başlıyorum. Şimdi bu soruyu biraz mizahi bir dille ele alalım: Eğer ben de bir AFAD personeli olsaydım, kesinlikle o günkü kriz senaryosunda “Yapacak hiçbir şey yok!” diyip biraz kahve içmeye başlardım.
Bir gün bir arkadaşım bana dedi: “Kriz anında seni nasıl organize ederim ki? Her an kafanda başka bir senaryo var.” O an bunu ciddiye almamıştım, ama sonra fark ettim ki: Evet, benim de kafamda sürekli bir kaos var. Bu yüzden belki de AFAD personelinin sayısını bilmek yerine, onları gerçekten izlemeliyim. Çünkü gerçek kriz anlarında, tek yapmam gereken şey kalmıyor; panik yapmamak.
Kendimi AFAD personeli gibi hissettiğim anları bile hatırlıyorum: Akşam bir anda elektrikler kesildiğinde, geceyi mumla geçirirken tüm apartmanı organize etmeye çalıştım. “Herkes bir köşeye toplanmalı, herkes sakin olmalı” diye bağırıp durdum, ama aslında kendi içimde “Aman Tanrım, şu an panik yapmadığımı kimse bilmiyor!” diye düşünüyordum. Hah, işte o an kendimi tam AFAD personeli gibi hissettim. Gerçekten organize olabilmek, insanın dışarıya hissettirmediği bir yetenekmiş.
AFAD Personelinin Sayısı: Gerçekten Önemli mi?
Bütün bu hikayelere bakınca, aslında AFAD personelinin sayısını bilmenin bizim için ne kadar önemli olduğunu sorguluyorum. Sayısı yüksek olabilir, ama bu insanlar gerçekten de işler kriz anlarında devreye girdiğinde ne kadar etkin olabiliyorlar? Kimseye “Bunu sayalım, kaç kişi var?” demek değil derdim. Ama, bir bakıma, hangi seviyede organize olduklarını anlamak, o kadar da kötü bir fikir değil.
Sonuçta, hayat bu kadar karmaşık ve hızlı akarken, AFAD personelinin görevleriyle ilgili şüphelerim bir kenara, işte yine bir kahve molasında kendimi “Bu kadar insan neyle uğraşıyor olabilir?” diye sorarken buluyorum. Bu kadar insan, bu kadar düzen, kaotik bir şehirde, aslında biraz daha sayılarından çok, ne kadar hazırlıklı olduklarına bakmamızı sağlıyor.
Sonuçta: AFAD Personelinin Sayısı Kimseyi Kurtarmaz
O yüzden son sözüm şu: AFAD personelinin sayısını sorgulamak aslında fazla anlamlı değil. Çünkü kriz anlarında, bu sayılar çoğu zaman ne kadar etkili olduklarını göstermez. Gerçek olan, hazırlıklı olmaktır. Ben de bir insan olarak, ne zaman ne yapacağımı bilemeyecek kadar kendime fazla takılıyorum. O yüzden bazen “Kaç tane AFAD personeli var?” sorusunun cevabını bulmak yerine, o kişilerin gerçekten nasıl bu kadar işin altından kalkabildiğini takdir ediyorum.
O yüzden belki de gerçek soru şu olmalı: “AFAD personelinin sayısı ne kadar fazla olursa olsun, gerçek kriz anlarında hepimiz ne kadar hazırlıklıyız?”
Hadi, bu soruyu bir dahaki sefere arkadaşlarımıza sorarken bir de bunun üzerine biraz düşünelim!