Tuzlukayadegirmen okuyucularına özel bu yazımızda “Köşger kime denir” hakkında pratik bilgiler sunuyoruz.
Köşger Kime Denir? Bir Ayakkabıcının Ardında Kalan Sessiz Hikâye
Kayseri’de yaşadığım mahallede bazı insanlar vardır; isimleri çok sık duyulmaz ama hikâyeleri yıllarca anlatılır. Ben 25 yaşındayım ve çocukluğumdan beri küçük defterlere gün içinde yaşadıklarımı yazıyorum. Bazen bir insanın yüzündeki ifadeyi, bazen sokaktan geçen eski bir kokuyu, bazen de yıllar önce duyduğum bir sözü not alıyorum. Çünkü bazı anların kaybolmasını istemiyorum.
Geçen kış, hayatımda unutamayacağım bir karşılaşma yaşadım. O gün aslında sıradan bir gündü. Kayseri’nin soğuk havası sokakları kaplamış, insanlar hızlı adımlarla işlerine yetişmeye çalışıyordu. Ben ise eski bir ayakkabımı tamir ettirmek için mahallemizde yıllardır duran küçük bir dükkâna girdim. Kapının üzerinde solmuş harflerle yazılmış bir tabela vardı. İçeriden gelen deri kokusu ve eski tahta rafların görüntüsü beni yıllar öncesine götürdü.
Dükkânın sahibi yaşlı bir adamdı. İnce yüzünde yılların bıraktığı izler vardı. Ellerine baktığımda hemen dikkatimi çekti; parmakları çalışmaktan sertleşmiş, ama hareketleri hâlâ büyük bir özen taşıyordu. Ayakkabımı eline aldı, uzun uzun inceledi ve hafifçe gülümsedi.
“Bunu kurtarabiliriz,” dedi.
O an neden bilmiyorum ama bu cümle beni çok etkiledi. Belki de sadece bir ayakkabıdan bahsetmiyordu. Belki de yıllar boyunca eskimiş, yıpranmış ama hâlâ değerli olan şeylerden söz ediyordu.
Köşger Kime Denir?
O gün dükkânda öğrendiğim en önemli şeylerden biri “köşger” kelimesinin anlamı oldu. Köşger, eski zamanlarda ayakkabı yapan, ayakkabı tamir eden ve deri işçiliğiyle uğraşan ustalara verilen isimdir. Günümüzde daha çok “ayakkabıcı” kelimesi kullanılsa da köşgerlik, aslında sadece bir meslek değil; sabır, emek ve ustalık isteyen köklü bir zanaattır.
Köşgerler geçmişte insanların ayakkabılarını hazırlayan, onları onaran ve uzun süre kullanmalarını sağlayan ustalardı. Bir ayakkabının sadece dış görünüşüne değil, yürüyen kişinin rahatlığına da önem verirlerdi. Çünkü onların gözünde ayakkabı, insanın hayat yolculuğunda ona eşlik eden önemli bir parçaydı.
Bunu bana anlatan kişi, dükkânın sahibi Mehmet Amca’ydı. Onunla sohbet ettikçe aslında sadece bir mesleği değil, bir hayat hikâyesini dinlediğimi fark ettim.
Mehmet Amca’nın Sessiz Dükkânı
Mehmet Amca bana çocukluğundan bahsetti. Daha genç yaşlarda bir ustanın yanında çalışmaya başladığını anlattı. O zamanlar eline aldığı her deri parçasının ona yeni bir şey öğrettiğini söyledi.
“Biz ayakkabı yaparken sadece deri dikmezdik,” dedi. “İnsanların yoluna eşlik edecek bir şey hazırlardık.”
Bu cümleyi duyduğumda içimde garip bir duygu oluştu. Bir yandan heyecanlandım çünkü geçmişten kalan böyle bir mesleğin hâlâ yaşadığını görmek güzeldi. Diğer yandan büyük bir hüzün hissettim. Çünkü artık birçok eski zanaat gibi köşgerlik de yavaş yavaş unutuluyordu.
Defterime o akşam şu cümleyi yazdım:
“Bazı insanlar elleriyle geçmişi taşır. Onlar kaybolduğunda sadece bir meslek değil, bir hikâye de kaybolur.”
Bir Ayakkabının İçinde Saklanan Hatıra
Mehmet Amca’ya götürdüğüm ayakkabı aslında benim için sıradan değildi. Babamdan kalmıştı. Yıllar önce bana vermişti ve ben de uzun süre kullanmıştım. Zamanla eskidi, kenarları açıldı, rengi soldu. Bir ara atmayı düşündüm ama elim gitmedi.
Bunu Mehmet Amca’ya söylediğimde ayakkabıyı tekrar eline aldı.
“Bazı eşyaların değeri eskimesiyle azalmaz,” dedi.
Bu söz beni çok düşündürdü. Çünkü son zamanlarda hayatımda birçok şeyin hızlı değiştiğini hissediyordum. İnsanlar eskiyen şeyleri hemen yenileriyle değiştiriyor, geçmişle bağ kurmak gittikçe zorlaşıyordu. Ben de bazen bu hızın içinde kendimi kaybolmuş hissediyordum.
Mehmet Amca ise küçük dükkânında bana başka bir şey gösteriyordu: Sabır.
Bir ayakkabıyı tamir etmek için acele etmiyordu. Her dikişi dikkatle atıyor, her parçayı özenle yerleştiriyordu. Sanki karşısındaki şey sadece bir ayakkabı değilmiş gibi davranıyordu.
Köşgerlik Bir Meslekten Daha Fazlasıydı
O gün anladım ki köşger kelimesi sadece ayakkabı yapan kişi anlamına gelmiyordu. Bir köşger, aslında insanların eskiyen şeylerine yeniden hayat veren kişiydi. Yıpranmış bir ayakkabıyı tekrar kullanılabilir hale getirmek, geçmişi geleceğe taşımak gibiydi.
Eskiden köşgerlerin mahallelerde önemli bir yeri vardı. İnsanlar ayakkabılarını alır, tamir için yine aynı ustaya giderdi. Çünkü arada sadece bir alışveriş ilişkisi değil, güven bağı vardı.
Mehmet Amca’nın anlattığına göre eskiden bir ayakkabı ustası müşterisini tanırdı. Kimin ayağının nasıl olduğunu, hangi modelin rahat edeceğini bilirdi. İnsanlar da ustasına güvenir, yıllarca aynı kişiden hizmet alırdı.
Şimdi ise çoğu şey daha hızlı. Bir ayakkabı eskidiğinde çoğu zaman tamir düşünülmeden yenisi alınıyor. Fakat köşgerlik bize başka bir bakış açısı öğretiyor: Her eskiyen şey hemen değersiz olmaz.
Hayal Kırıklığım ve İçimde Kalan Umut
Dükkândan çıktığım gün içimde iki farklı duygu vardı. Bir tarafım çok mutluydu çünkü böyle değerli bir ustayla tanışmıştım. Diğer tarafım ise üzgündü. Çünkü Mehmet Amca gibi insanların sayısının azalması beni gerçekten hayal kırıklığına uğratmıştı.
Kendi kendime düşündüm: Kaç tane eski meslek sessizce kayboluyor? Kaç tane usta, yıllarca öğrendiği bilgileri aktaracak birini bekliyor?
Bu düşünceler beni biraz hüzünlendirdi. Ama tamamen umutsuz değildim. Çünkü hâlâ bu işi seven insanlar vardı. Hâlâ elleriyle üretmeye devam eden ustalar bulunuyordu.
Birkaç hafta sonra tekrar Mehmet Amca’nın dükkânına gittim. Bu kez sadece ayakkabımı almak için değil, onunla sohbet etmek için gitmiştim.
Bana gençlerin eski mesleklere ilgisinin azaldığını söyledi. Ama konuşurken gözlerinde küçük bir ışık gördüm.
“Bir kişi bile öğrenmek isterse yeter,” dedi.
Bu söz bana umut verdi.
Kayseri Sokaklarında Bir Köşger Hatırası
Kayseri’de bazı sokaklarda yürürken artık daha dikkatli bakıyorum. Daha önce fark etmediğim küçük dükkânları görüyorum. Kapısında yılların izini taşıyan tabelalar, içeride çalışan ustalar, raflarda duran eski aletler…
Bazen hayatın en değerli hikâyeleri büyük yerlerde yaşanmıyor. Bazen küçük bir dükkânda, eski bir sandalyede oturan bir ustanın ellerinde saklanıyor.
Mehmet Amca’nın dükkânından aldığım ayakkabıyı hâlâ kullanıyorum. Her giydiğimde bana o günü hatırlatıyor. Sadece babamdan kalan bir eşya olduğu için değil; bana sabrı, emeği ve geçmişe saygı duymayı öğrettiği için değerli.
Bir Köşgerin Öğrettiği Hayat Dersi
O günden sonra günlüklerime daha farklı şeyler yazmaya başladım. Önceden sadece yaşadığım olayları anlatıyordum. Şimdi ise insanların hikâyelerini de yazıyorum.
Çünkü fark ettim ki bir insanın yaptığı iş, onun bütün hayatını anlatabilir.
Bir köşgerin elindeki iğne, sadece deri dikmez. Aynı zamanda yılların deneyimini, sabrını ve sevgisini taşır.
Bir köşgerin yaptığı ayakkabı, sadece yürümek için değildir. İçinde ustasının emeği, müşterisinin hatırası ve geçmişin izleri vardır.
Belki bugün birçok kişi “köşger” kelimesini duyduğunda anlamını bilmiyor. Ama bu kelimenin içinde büyük bir kültür, büyük bir emek ve büyük bir insan hikâyesi saklıdır.
Unutulmaması Gereken Eski Bir Zanaat
Köşger kime denir sorusunun cevabı aslında sadece birkaç kelimeyle anlatılabilir: Ayakkabı yapan ve tamir eden usta.
Ama benim için bu cevap artık çok daha derin bir anlam taşıyor.
Köşger; sabırla çalışan, eskiyen şeylere değer veren, emeğini sessizce ortaya koyan insandır. O, sadece bir meslek sahibi değil, geçmişle bugün arasında köprü kuran kişidir.
Mehmet Amca’nın dükkânından ayrılırken ona teşekkür ettim. O ise sadece gülümsedi ve “Ayağına iyi baksın,” dedi.
Belki basit bir cümleydi ama benim için çok anlamlıydı. Çünkü o, ayakkabıyı değil aslında insanı düşünüyordu.
O gün anladım ki bazı insanlar yaptıkları işle değil, bıraktıkları duyguyla hatırlanır.
Ve bazı küçük dükkânlarda, bazı eski ustaların ellerinde hâlâ anlatılmayı bekleyen çok güzel hikâyeler vardır.
İlgili Yazımız: Kandilli rasathanesi kime bağlıdır ?