“Askerliği kimler yapamaz” konusunda doğru bilgiye ulaşmak isteyenler için kapsamlı bir içerik hazırladık. Ankara’da Bir Sabah: “Askerliği kimler yapamaz?” sorusunun hayatla kesiştiği yer Ankara’da sabahlar genelde sert başlar. Kışın camı buğulu bir otobüs, yazın kurumuş bir rüzgâr… Üniversiteden mezun olduktan sonra ilk ciddi iş görüşmelerimden birine giderken Kızılay’da yürüyordum. Yanımdan geçen iki kişi, bir arkadaşlarını konuşuyordu. Konu bir anda dönüp dolaşıp şuraya geldi: “Askerliğe çağırdılar ama sağlık raporu yüzünden gidemeyecekmiş.” O cümle o kadar sıradandı ki aslında, ama kafamda kaldı. Çünkü çoğumuz için askerlik “herkesin yaptığı bir şey” gibi anlatılır. Oysa gerçek hayat, bu genellemeyi biraz kırıyor. İşin içine sağlık,…
Yorum BırakYazar: admin
Amasra Kaç Gün? Öğrenmenin Süreyle Kurduğu Görünmez İlişki İnsan zihni, zamanı yalnızca ölçmez; zamanı anlamlandırır, içine deneyim yerleştirir ve öğrenmeyi bu deneyimlerin içinde yeniden kurar. “Amasra kaç gün?” sorusu ilk bakışta bir seyahat planlaması gibi görünür, fakat daha derinde öğrenmenin doğasına dair çok daha geniş bir soruya açılır: Bir deneyim ne kadar sürede gerçekten öğrenmeye dönüşür? Amasra gibi yerler, yalnızca coğrafi noktalar değildir; aynı zamanda öğrenmenin “yaşantı yoluyla” gerçekleştiği pedagojik alanlardır. Bu bağlamda süre sorusu, bir gezi planından çok daha fazlasını ifade eder: öğrenmenin nasıl yapılandığına dair bir sorgulamayı. Öğrenmenin Süreyle İmtihanı: Kaç Gün Yeter? Amasra kaç gün hakkında güvenilir…
Yorum BırakKartezyen çarpımın birleşme özelliği nedir? Matematikten gündelik hayata uzanan düşünce Ankara’da yaşayan, günlerini çoğu zaman metroda, kafelerde ya da bilgisayar başında geçiren 28 yaşında biriyim. Zihnim sürekli olarak “sistemler nasıl çalışıyor, şeyler nasıl bir araya geliyor?” sorusuna takılıyor. Bazen bir matematik kavramı, bazen de gündelik hayattaki küçük bir seçim bile beni aynı noktaya getiriyor. Son zamanlarda kafamı en çok kurcalayan konulardan biri de şu oldu: Kartezyen çarpımın birleşme özelliği nedir? İlk bakışta tamamen soyut, ders kitabına ait gibi duran bu konu, aslında düşündükçe hayatın içindeki birçok yapıyı anlamamı sağlıyor. Özellikle 5-10 yıl sonrasını düşününce, bu kavramın sadece matematiksel bir özellik…
Yorum BırakEşek katır doğurur mu? sorusunun gündelik dilde ve toplumda karşılığı Sokakta, otobüs durağında ya da iş çıkışı kalabalık bir metroda duyulan bazı sorular vardır ki ilk bakışta biyolojiyle ilgili gibi görünür ama aslında toplumun düşünme biçimini açığa çıkarır. “Eşek katır doğurur mu?” sorusu da tam olarak böyle bir yerde duruyor. Çoğu zaman bir yanlış bilgiyi düzeltme çabası gibi başlar ama kısa sürede insanların birbirini nasıl etiketlediğini, nasıl sınıflandırdığını ve farklılıkları nasıl algıladığını gösteren bir tartışmaya dönüşür. İstanbul’da yaşayan, günün büyük kısmını toplu taşımada geçiren biri olarak bu tür soruların sadece teorik olmadığını fark ediyorum. Bir sabah işe giderken iki kişinin…
Yorum BırakDüz Kasın Yokluğu Üzerinden Siyaset: Görünmeyen Yapılar ve Toplumsal Düzenin Anatomisi İnsan bedenini düşünürken genellikle biyolojik işleyişin nötr ve teknik bir alan olduğu varsayılır. Oysa her biyolojik tanım, kendi içinde bir düzen fikri taşır: nerede ne bulunur, ne nerede bulunmaz, hangi yapı hangi işlevi üstlenir. “Düz kas nerede bulunmaz?” sorusu ilk bakışta anatominin sınırlarında dolaşır gibi görünse de, aslında siyasal düşünce açısından çok daha geniş bir tartışmayı tetikler. Çünkü bulunmayan şey, çoğu zaman bulunan kadar belirleyicidir; eksiklik, bir sistemin normatif haritasını ortaya çıkarır. Toplumsal düzen de benzer biçimde işler: hangi alanların devlet tarafından düzenlenmediği, hangi kurumların müdahale etmediği ya da…
Yorum BırakKaramsarın Kökü Nedir? Dilin İçinde Saklı Düşünme Biçimi Konya’da yaşıyorum, 26 yaşındayım. Günlük hayatımın garip bir tarafı var: bir yandan mühendislik kafasıyla her şeyi sistem, kök, yapı diye çözmeye çalışıyorum, diğer yandan sosyal bilimlerin o “insanı anlamaya çalışan” tarafı sürekli araya girip tüm denklemi bozuyor. Geçen gün kahvede otururken biri “karamsar biriyim” dedi. O an içimde iki ses aynı anda konuşmaya başladı. İçimdeki mühendis: “Bu kelimenin kökü ne? Morfolojik analiz yapalım.” İçimdeki insan tarafı: “Belli ki bir şeyler yolunda gitmemiş…” İşte bu yazı da tam olarak oradan çıktı. Çünkü “karamsarın kökü nedir?” sorusu sadece dilbilgisel bir merak değil, aynı zamanda…
Yorum BırakErime Noktasında Anlatı: Metaller, Hafıza ve Edebiyatın Dönüştürücü Gücü Kelimeler, yalnızca anlam taşıyan işaretler değildir; aynı zamanda maddeyi çözündürme, katı olanı akışkan kılma ve düşünceyi başka bir forma dönüştürme kudretine sahip görünmez elementlerdir. Edebiyatın tarih boyunca en güçlü yanı da tam burada belirir: katı gerçeklikleri eritip yeniden biçimlendirebilmesi. Tıpkı bazı metallerin ısı karşısında kolayca akışkan hale gelmesi gibi, bazı anlatılar da insan zihninde hızlıca çözülür, yayılır ve yeni anlamlar üretir. Bu nedenle “hangi metaller en kolay erir?” sorusu yalnızca bir kimya sorusu değil; aynı zamanda edebiyatın sınırlarını yoklayan metaforik bir sorudur. Erime Noktasının Poetikasına Giriş Bilimsel olarak bakıldığında düşük erime…
Yorum BırakTuzlukayadegirmen okurlarına özel bu yazımızda “Kara delikler döner mi” konusunu derinlemesine inceliyoruz. Kara Deliği Kim Bulmuştur? Tek Bir İsimden Çok Daha Fazlası Bursa’da yaşayan, sabahları işe giderken metroda ya da otobüste genelde kulaklıkla podcast dinleyen biri olarak şunu fark ediyorum: uzayla ilgili sorular açıldığında konu bir anda büyüyor. Geçen gün yine arkadaşlarla konuşurken biri “Kara deliği kim bulmuştur?” diye sordu. İlk anda basit bir cevap varmış gibi geliyor ama işin içine girince bunun tek bir kişinin hikâyesi olmadığını fark ediyorsun. Aslında bu, yüzyıllara yayılan bir düşünce zinciri. Kara Deliği Kim Bulmuştur? Sorusu Neden Yanıltıcıdır? Tek bir keşiften ziyade uzun bir…
Yorum BırakAdana Rock Festivali’nde 2025’te Kimler Var? Belirsizlikten Beklentilere Uzanan Bir Yolculuk Merhaba! Tuzlukayadegirmen ekibi bugün Adana Rock Festivali’nde 2025’te kimler var konusunu en anlaşılır haliyle aktarıyor. Bazen bir konser afişine bakıp sadece isimleri değil, kendi hayatımızın bir dönemini de görürüz. Kimisi için bir rock festivali, gençliğin geri çağrılmasıdır; kimisi için hafta sonu kaçamağı; kimisi içinse yıllardır ertelenen bir “kendime vakit ayırma” anı… Bir soru ise son dönemde sıkça kulaktan kulağa dolaşıyor: Adana Rock Festivali’nde 2025’te kimler var? Cevap aslında tek bir liste değil; biraz bekleyiş, biraz söylenti, biraz da müzik endüstrisinin dinamikleriyle şekillenen bir süreç. Çünkü büyük festivaller, çoğu zaman…
Yorum BırakVadeli Ödeme: Zamanın İçinde Ertelenen Gerçeklik Üzerine Felsefi Bir Soru Bir alışverişin sonunda uzanan küçük bir cümle vardır: “vadeli ödeme”. Bu ifade, yalnızca ekonomik bir düzenleme değildir; aynı zamanda zamanın, güvenin ve varlığın nasıl algılandığına dair derin bir felsefi problemi içinde taşır. Bir an için düşünelim: Şimdi sahip olunan bir şey, gerçekten “şimdi”ye mi aittir, yoksa geleceğin gölgesine mi devredilmiştir? Etik, epistemoloji ve ontoloji gibi felsefenin üç büyük alanı bu sorunun etrafında dolaşır. Çünkü vadeli ödeme ne demek? sorusu, yalnızca “ne zaman ödenir?” değil; “gerçeklik nasıl kurulur?”, “bilgi nasıl doğrulanır?” ve “ahlaki sorumluluk nasıl ertelenir?” sorularını da beraberinde getirir. Vadeli…
Yorum Bırak